Haber

Türk Atlantik Güvenlik Konferansı’nda Karadeniz Enerji Alanında Bölgesel İşbirlikleri Oturumu Gerçekleştirildi

Türk Atlantik Kurulu tarafından düzenlenen Türk Atlantik Güvenlik Konferansı’nda “Karadeniz Enerji Alanında Bölgesel İşbirlikleri” başlıklı bir oturum gerçekleştirildi.

Oturumda Paris Boğaziçi Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Bahadır Kaleağası, Bulgar Atlantik Antlaşması Derneği’nden Elena Petrova Poptodorova ve Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü araştırma görevlisi Gulmira Rzayeva konuşmacı olarak yer aldı.

Kaleağası, Karadeniz’in tarihin her döneminde çok değerli bir coğrafya olduğunu söyledi.

21. yüzyılda birçok küresel zorluğun bulunduğunu belirten Kaleağası, salgın hastalıklar ve iklim değişikliği başta olmak üzere küresel sorunlara değindi.

Kaleağası, “Karadeniz’de enerji güvenliğini artırmak için önemli olan ne varsa, Türkiye’nin ulusal politikaları ve enerji politikası stratejisi açısından da, Karadeniz’in Avrupa ve Asya için gerçek bir enerji merkezi haline getirilmesi açısından da önemli rol oynuyor.” söz konusu.

“Türkiye’nin bölgesel güç olarak önemini göz ardı etmek mümkün değil”

Poptodorova, “Benim deyimimle Karadeniz, liberal demokrasi ile otokrasi arasında pek de rahat olmayan bir sınırdır.” dedi. dedi.

Türkiye’nin bölge için önemine dikkat çeken Poptodorova, “Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak değerini göz ardı etmek mümkün değil. Karadeniz, Levant ve Kuzey Afrika’yı birbirine bağlayan stratejik bir eksendir. Gerçekten de öyledir.” birçok bölgenin ve zorlukların kavşağında bulunan bölgesel bir güç.” “Bir gücün olduğu söylenmelidir.” dedi.

Poptodorova ayrıca Bulgaristan’ın güç politikaları hakkında da bilgi verdi.

“Türkiye teknik açıdan büyük LNG tesislerine sahip az sayıda ülkeden biri”

Rzayeva ayrıca, Türkiye’nin Karadeniz’de son dönemdeki doğal gaz keşiflerinin tüm bölge için değerli olduğunu belirterek, “Çünkü bu durum Türkiye’nin batı komşularını ve Avrupa pazarını etkileyebilir.” söz konusu.

Türkiye’nin yakın gelecekte enerjide kendine yetme noktasında olmadığını belirten Rzayeva, bu bölgeden çıkarılacak gazın 2026 yılına kadar Türkiye’de kullanılacak miktarın yaklaşık üçte birini karşılayacağını söyledi. Ülkenin enerji güvenliğine büyük katkı.

Türkiye’nin dış güç kaynaklarına ihtiyacı olduğuna değinen Rzayeva, “Bu durum sadece Türkiye’yi değil her ülkeyi kırılgan hale getiriyor. Çünkü enerji girdilerine her yıl milyarlarca dolar harcanıyor. Bu, ülke ekonomisi için çok büyük bir mali yük.” değerlendirmesini yaptı.

Rzayeva, Bulgaristan ve Romanya gibi Karadeniz ülkelerinin yanı sıra Yunanistan, İtalya, Batı Balkanlar ve Orta Avrupa pazarlarının doğal gaz tedariğinin garanti altına alınması konusunda “savunmasız” bir durumda olduğunu kaydetti.

Enerji güvenliğinin bu ülkeler için sadece ekonomik değil aynı zamanda siyasi ve stratejik açıdan da önemli olduğunu belirten Rzayeva, şöyle konuştu:

“Bu bölgedeki yerli gaz bu anlamda çok değerli çünkü bu ülkeler Rusya’dan gaz ithal etmemeye karar verdiler, dolayısıyla sadece enerji arz güvenliği değil, devletin ulusal güvenliği de tehlikede. Gelecekte Türkiye’nin de gaza erişimi olacağını düşünüyorum. Bu ülkelere, Bulgaristan, Romanya Türkiye ve Macaristan’a sadece yurt içinde üretilen gaz değil, Türkiye’nin bu ülkelere büyük oranda ithal ettiği sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) gazını da ihraç etmek mümkündür. Teknik açıdan çok büyük LNG tesisleri var.Dolayısıyla bu ülkelere LNG ihracatı da mümkün. Bulgaristan ve Romanya ile halihazırda bazı anlaşmalar var ve diğer ülkelerin de bunu takip edeceğini düşünüyorum.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

-
Başa dön tuşu